Küresel Salgınların Tarihi ve Dünya-Tarihsel Dönüşümler - II - İLKE Analiz

Küresel Salgınların Tarihi ve Dünya-Tarihsel Dönüşümler – II

Abdulkadir Macit

Yazının birinci bölümü için:
https://www.ilkeanaliz.net/2021/04/01/kuresel-salginlarin-tarihi-ve-dunya-tarihsel-donusumler-i/

Covid-19 Salgını

Günümüzde yaşanılan Covid-19 salgını küreselleşmenin de katkısıyla tüm dünyayı etkilemesi bakımından dünya-tarihsel dönüşümde tıpkı öncekiler gibi önemli sonuçlar doğuracağı görünmektedir. Buna dair ifade edebileceğimiz öngörüleri; tabiî düzene insani müdahalenin gözden geçirilmesi, modernizm düşüncesine yönelik ileri sorgulamalar ve ulus-devletlerin ve birliklerin ekonomi politik durumunun sorgulanması ve yeni organizasyonların oluşumu çerçevesinde üç noktada toparlayabiliriz.

Tabii Düzene İnsani Müdahalenin Gözden Geçirilmesi

İklim değişikliklerinin dünya tarihinde önemli tarihsel dönüşümlere sebebiyet verdiğini ifade etmiştik. Bu minvalde Küçük Buzul Çağı’nda yaşanılan iklim değişikliği gezegenin soğumasına ve ormanların büyümesine sebep olmuştur. 17. yüzyıl ortalarında tarihin en kötü kışı Avrupa ve Amerika genelinde yaşanmıştır. Bu durum Pekin’den Paris’e kadar şiddetli bir savaş ve siyasi kargaşa çağının yaşanması anlamına gelmektedir. Bu dönemde Amerika ve Afrika’daki yerli halkların sömürgeleştirilerek yok edilmesi Batılıların standartlaşan bir işi hâline gelmiştir. Batılıların tahribatı, gezegenin iklimini dört yüz yıl boyunca değişikliğe maruz bırakmıştır. Ardından 18. yüzyılda sanayi devrimiyle bu durum daha ileri bir düzeye taşınmıştır. Tüketim çılgınlığının yanında insanın yerini ve konumunu zorlayan yaşam tarzı önceki yüzyıllarda doğal hayatın bozulmasına neden olmuştur. Bu durumu tabiat artık kaldırmamaktadır. Diğer bir ifadeyle sanayi kapitalist toplumların son üç asırdır dünya üzerinde dengeleri değiştirecek şekilde gerçekleştirdikleri sömürgeciliğin küresel ölçekliği, endüstrileşme, sanayileşme ile doğayı kontrol altına almasına, sömürmesine ve kimyasal ve nükleer çalışmalar ile doğanın dengesini bozmasına sebebiyet vermiştir. Bunun neticesinde meydana gelen tahribat, yani doğanın kapitalist sömürüsü, tabiî düzenin bozulmasını daha da hızlandırmıştır. Neticede Batı sömürgeciliği ve kapitalist yaklaşımının beş yüzyıllık gıda düzenini ölümcül bir şekilde sarsacak bir küresel ısınma ve iklim değişikliğine neden olmasını göz ardı etmememiz gerekmektedir. Bu durumla bağlantılı olarak 21. yüzyılda buzulların erimesi ve bu erimenin doğuracağı değişiklikler önemli bir gündem olarak insanlığın karşısında durmaktadır. Dahası ürünlerde mutlak düşüşlerin yaşanacağı, tarımsal üretkenliğin baskılanacağı, dünya tarımının 2050’ye kadar iklim değişikliğinin neden olduğu maddi zararın üçte ikisini karşılayacağı tartışılmaktadır. İnsan ürünü mü yoksa insanın tabii âleme müdahalesinin bir sonucu mu olduğu tartışması bir taraftan devam ederken Covid-19 salgınının, insan-tabiat ilişkisi çerçevesinde insanın tabii düzene müdahalesinin sorgulanmasında önemli bir etkiye sahip olacağı görünmektedir.

Modernizme Yönelik Daha İleri Sorgulamalar

Neredeyse 15. yüzyılın sonlarından 20. yüzyılın ortalarına kadar beş yüzyıldır dünya geneline tahakküm eden ve bu tahakkümü sömürgecilik ve kapitalizm ile besleyen Avrupalılar, dünya üzerinde oluşturdukları eşitsizlikler ve adaletsizliklerle birlikte hegemonyalarını sürdürmüşlerdir. Ancak Avrupalılar, 20. yüzyıla iki büyük savaşla imparatorluklarını kaybederek dünya hegomonyasını Amerika ve SSCB’ye bırakmak zorunda kalmıştır. 20. yüzyılın sonunda bu iki aktöre ilave olarak Çin, dünya kamuoyunun gündemine gelmiştir. Modernitenin artık doğayı kontrol etmekle değil kendi ortaya çıkardığı sorunları/riskleri kontrol etmekle uğraştığı, dünya üzerinde siyasi, iktisadi ve bölgesel dinamiklerin değişim içinde olduğu ve yeni dinamiklerin kurulma sancılarının yaşandığı tam da bu süreçte, İslam dünyasının, daha önceki veba salgınlarının dünya tarihsel dönüşümün seyrini etkilediğinin farkında olarak Batılıların insanlığı karşı karşıya getirdiği tahakkümü, sömürüyü ve kriz alanlarını iyi tespit etmesi ve bunlara çözüm tekliflerini sunması gerekmektedir.

Kanaatimizce bu durum modernitenin ve ortaya çıkardığı sorunların daha ileri bir düzeyde sorgulanmasını beraberinde getirecektir. Bu hususta Müslümanların iklim değişikliklerini ve veba salgınını da ortaya çıkaran arka planı ve bunun insanlığı sürüklediği tüm krizleri bir imkân olarak idrak ederek modernizme yönelik ileri sorgulamalar sonrasında insanlığa bütünlüklü bir şekilde çözüm üretmeyi başarması gerekmektedir.

“Bu hususta Müslümanların iklim değişikliklerini ve veba salgınını da ortaya çıkaran arka planı ve bunun insanlığı sürüklediği tüm krizleri bir imkân olarak idrak ederek modernizme yönelik ileri sorgulamalar sonrasında insanlığa bütünlüklü bir şekilde çözüm üretmeyi başarması gerekmektedir.”

Ulus-Devletler ve Birlikler ile İlgili Yeni Organizasyonların Oluşumu

İklim değişiklikleri ve tabii düzendeki bozulmalar ile irtibatlı olarak dünya üzerinde siyasi ve iktisadi dinamiklerin değişimi kaçınılmaz olmuş, salgınlar sonrasında toplum ve devletler yeni organizasyonlara girmişlerdir. Hatırlanacağı üzere Jüstinyen salgınının da tesiriyle Roma ve Sasani güç kaybederken İslam imparatorlukları güç kazanmıştır. Kara Veba sonrasında
ise Çin’den Hindistan’a, Orta Asya’dan Anadolu’ya, Balkanlardan Avrupa’ya Osmanlı, Timurlu, Safevi ve Babürlü örneklerinde olduğu gibi İslam dünyasında yeni organizasyonlar teşekkül etmiştir. Hatta feodalizmden ulus-devlete geçişte görüleceği gibi Avrupa kıtasında yapısal dönüşümler husule gelmiştir. Bu salgın sonrasında da dünya üzerinde ulus devletlerin yeni organizasyonlara girebileceğini belirtebiliriz. Dahası Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler gibi birliklerin sorgulanmasının yanı sıra yeni birliklerin fonksiyonel hâle gelmesi de söz konusu
olacaktır. Bu süreçte, İslam dünyasının öncesinde olduğu gibi bilgi, insan ve mal hareketliliğini yeniden gerçekleştirerek ulus-devletler üzerinde “birlik” adımlarını güçlü bir şekilde atması gerekmektedir. 21. yüzyıl, İslam dünyasına bu birlik adımları sayesinde Çin, ABD ve Rusya karşısında sadece dengeleyici bir unsur olma potansiyelini sunmakla kalmamakta aynı zamanda önemli bir aktör olmayı da tarihî bir görev olarak yüklemektedir.

Editör Notu: Aralık 2020 tarihinde, Abdulkadir Macit editörlüğünde İLEM Yayınları etiketiyle çıkan “Salgın Günlerinde Toplumu ve Siyaseti Yeniden Düşünmek” isimli kitaptan alınmıştır.
Yazı ikiye bölünmüştür, yukarıdaki metin ikinci bölümüdür.

Kaynakça

  • Boccacio, G. Decameron (4. Baskı). Çev., Rekin Teksoy. İstanbul: Oğlak Yayıncılık, 2002.
  • Braudel, F. Uygarlıkların Grameri (4. Baskı). Çev., Mehmet Ali Kılıçbay. İstanbul: İmge Kitabevi, 2006.
  • el-Belâzurî. Fütûhu’l-Buldân. Çev., Mustafa Fayda. İstanbul: Siyer Yayınları, 2013.
  • Frankopan, P. İpek Yolu Alternatif Bir Dünya Tarihi. Çev., Mengü Gülmen. İstanbul: Pegasus Yayınları, 2018.
  • Gary, R. M.&Lance, A. D. Medical and Veterinary Entomology. Elsevier, Academic Press, 2002.
  • Le Goff, J. Tarihi Dönemlere Ayırmak Şart mı? (2. Baskı). Çev., Ali Berktay. İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları, 2017.
  • Gökhan, İ. 13-16. Yüzyıllarda Mısır ve Suriye’de Krizler, Kıtlıklar ve Vebalar. Yayımlanmamış Doktora Tezi. Elâzığ: Fırat Üniversitesi SBE, 1998.
  • Görgün, T. İslâm-Batı İlişkileri Çerçevesinde Medeniyet Meselesi. İstanbul: Endülüs Yayınları, 2020.
  • Hodgson, M. G. S. Dünya Tarihini Yeniden Düşünmek. Çev., Ahmet Kanlıdere, Ahmet Aydoğan. İstanbul: Yöneliş Yayınları, 2001.
  • İbn İshâk. es-Sîre. Beyrut: Dâru’l-fikr, 1987.
  • İbn Sa’d. et-Tabâkâtu’l-Kübrâ. Beyrut: Dâru’l-Kutubi’l-İlmiyye, 1990.
  • İbnü’l-Esîr. Üsdü’l-Gâbe fî Ma’rifeti’s-Sahâbe. Beyrut: Dâru’l-Kutubi’l-İlmiyye, 1994.
  • Karatani, K. Dünya Tarihinin Yapısı. Çev., Ali Karatay. İstanbul: Metis Yayınları, 2017.
  • Kohn, G. Encylopedia of Plague and Pestilence: From Ancient Times to the Present. İnfobase Publishing, 2007.
0 yorum

Diğer Yazılar